Türkiye’de kooperatifçilik, uzun, köklü bir geçmişe sahiptir. 13. ve 19. yüzyıllar arasında Ahi Birlikleri olarak bilinen kooperatif benzeri örgütlenmeler görülmüştür; bunlar, bir dizi ahlaki, ekonomik, sosyal ve politik değeri kapsayan zengin ve yoksul arasında adaleti ve iyi ilişkileri vurgulayan üyelik ilkelerine dayanan örgütlenmelerdir. Bazı gözlemciler Osmanlı İmparatorluğu döneminde tarımsal kalkınma fonlarının geliştirilmesinin, tarımsal kooperatiflere yönelik kırsal finansmanın örnekleri olduğuna işaret etmektedirler (Okan & Okan, 2013; Karahocaligil et al, 2011).
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, çoğunluğu kırsal olan ülkeyi modernleştirmek ve demokratikleştirmek için kooperatifleri bir araç olarak görmüştür. 1961 Anayasası’nın 51. maddesi, “Devlet kooperatifleri geliştirmek için her türlü önlemi almalıdır” diyerek hükümeti, kooperatiflerin desteklenmesinde daha etkin, daha sorumlu davranmaya teşvik etmiştir.
Bugün Türkiye’de, farklı ekonomik sektörlerde kooperatifler bulunmaktadır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na (GTB) göre Türkiye’de üç ayrı bakanlık (Gümrük ve Ticaret Bakanlığı. GTB, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı – GTHB, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı – ÇŞB) altında faaliyet gösteren 26 farklı türde kooperatif bulunmaktadır. GTB’nin Türkiye’deki kooperatiflerle ilgili en son yayınladığı istatistiklere (Aralık, 2014) göre Türkiye’de 73.581 kooperatif ve 7.642.520 kooperatif üyesi bulunmaktadır.

GTB, en fazla sayıda (18) kooperatif türünün işleyişini düzenlemektedir. Bu da Türkiye’deki kooperatif ortak sayısının yaklaşık % 25’ini temsil etmektedir. Bunlar arasında en büyük kooperatif türleri taşımacılık ve perakende kooperatifleridir. GTHB tüm kooperatif ortaklarının % 50’sini temsil eden 6 tür kooperatifin işleyişini düzenlemektedir ve bunlar içinde en büyük kooperatifler tarımsal kalkınma, tarımsal kredi ve sulama kooperatifleridir. Son olarak, ÇŞB en az sayıda, 3 tür kooperatifin işleyişini düzenlemektedir, fakat bu kooperatifler Türkiye’de kurulmuş tüm kooperatiflerin %70’ine denk gelen, konut sektöründeki kooperatifler olup 2 milyondan fazla ortağı bulunmaktadır.
Sonuç olarak, kooperatifler Türkiye ekonomisine aktif katkı sağlamaktadırlar. Türkiye Milli Kooperatifler Birliği’nin verilerine göre, Türkiye’de kooperatif ortakları dışında yaklaşık 100.000 kişi kooperatiflerde istihdam edilmektedir ve bu rakam, kooperatiflerin faaliyet gösterdiği tedarik zincirlerindeki diğer yan işletmeleri içermemektedir. Kooperatifler, ulusal düzeydeki bu şemsiye örgüt altında birlikler içinde örgütlenmekte ve en aktif olarak tarım, kırsal kalkınma, taşımacılık, ormancılık ve konut sektörlerinde faaliyet göstermektedirler. Örneğin, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği, 1.600’den fazla birincil kooperatif ve 16 ikincil birlik bünyesinde, 2 milyar USD üzerinde kolektif varlığa sahip olan toplam 1.1 milyon ortağı temsil etmektedir. Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği, 31 birincil kooperatifte örgütlenmiş, yıl 3.5 milyar USD’nin üzerinde iş yapan 1.6 milyondan fazla ortağı temsil etmektedir. Ancak, GTB’na göre kooperatiflerin sadece % 25’i bu tarz üçüncül yapılara aktif olarak katılmaktadır (2012). Daha sonra tartışılacağı üzere, Türkiye’deki kadın kooperatifleri, Ulusal Kadın Kooperatifleri Birliği’nin ilk aşamalarındadırlar. Kadın kooperatifleri diğer kooperatif birliklerine ya da Türkiye Milli Kooperatifler Birliği’ne üye değildirler. Türkiye, Kasım 2015’teki Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) Küresel Kooperatifçilik Konferansı ve Genel Kurulu’nda tüm dünyadan binlerce kooperatif ortağı ve politika yapıcıya ev sahipliği yapmıştır. Bu sayede kooperatiflerin hükümet ve Türkiye kooperatif sektörü içinde görünürlükleri artmıştır. Türkiye’nin bu prestijli uluslararası kooperatifçilik konferansına ev sahipliği yapması, Türkiye kooperatif sektörünün dünyadaki benzerlerinden gördüğü saygının da bir göstergesidir.